WwW.FoRuM-SiTeM.ENiYiFoRuM.org


 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Padişahın Işi Ne

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
tigerblade14
Moderatör
Moderatör
avatar
Yeni tema ve butonlarımız hayırlı olsun
Üye bilgileri
Cinsiyet:
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 19/12/08
Mesaj Sayısı : 177
Nerden : İstanbul
Rep Puanı: 1177
Kullanıcı profilini gör http://www.forumsitem.eniyiforum.net
MesajKonu: Padişahın Işi Ne C.tesi Şub. 21, 2009 12:00 am

Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler
söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz
hiç
değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
- Hayrola efendim, caninizi sIkan bir şey mi var?
- Akşam garip bir rüya gördüm.
- Hayirdir inşallah?...
- Hayir mi şer mi öğreneceğiz.
- Nasil yani?
- Hazirlan, dişari çikiyoruz.

Ve iki molla kiliğinda çikarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ
gördüğü
rüyanin tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararli
adimlarla
Beyazit'a çikar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten aşağilara sallanir.
Unkapani civarinda soluklanir. Etrafina daha bir dikkatle bakinir. İşte
tam
o sirada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar:
- Kimdir bu?
Ahali:
- Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşin meyhuşun biri iste!...
- Nerden biliyorsunuz?
- Müsaade et de bilelim yani. Kirk yillik komşumuz...
Bir başkasi lafa girer:
- Biliyor musunuz, der. Aslinda iyi sanatkârdir. Azaplar çarşisi'nda
çalişir. Nalinin hasini yapar... Ancak kazandiklarini içkiye, fuhuşa
harcar.
Hem şişe şişe şarap taşir evine, hem de nerde namli mimli kadin
varsa takar peşine...
Hele yaşlinin biri çok öfkelidir:
- İsterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalim onu bir cemaatte gören
olmuş mu?...
Hasili, mahalleli döner ardini gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar
kalirlar mi ortada!... Tam vezir de toparlaniyordur ki, padişah keser
yolunu:
- Nereye?
- Bilmem, bu adamdan uzak durmayi yeğlersiniz sanirim.
- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem... Ama biz gidemeyiz,
şöyle veya böyle tebamizdir. Defini tamamlamak gerek.
- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
- Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
- Peki ne yapmami emir buyurursunuz?
- Mollaliğa devam... Naaşi kaldirmaliyiz en azindan.
- Aman efendim, nasil kaldiririz?
- Basbayaği kaldiririz işte.
- Yapmayin, etmeyin sultanim, bunun yikanmasi, paklanmasi var. Tekfini,
telkini...
- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmaliyiz.
- Şurada bir mahalle mescidi var ama...
- Olmaz, vefat eden sen olsaydin nereden kalkmak isterdin?
- Ne bileyim, Ayasofya'dan, Süleymaniye'den, en azindan Fatih
Camii'nden...
- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkani çoktur. Taninmak istemem.
Ama
Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim...
Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur.
Padişah bakir kazanlari vurur ocağa... Usulü erkaninca bir güzel
yikarlar
ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydinlanir alninda.
Yüzü
sâkilere benzemez. Hem manâli bir tebessüm okunur dudaklarinda.
Padişahin kani isinmiştir bu adama, vezirin de keza... Meçhul nalinciyi
kefenler, tabutlar, musalla taşina yatirirlar. Ama namaz vaktine bir
hayli
vardir daha... Bir ara vezir sikintili sikintili yaklaşir.
- Sultanim, der. Yanliş yapiyoruz galiba...
- Nasil yani?...
- Heyecana kapildik, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim
bilir
belki hanimi vardir, belki yetimleri?...
- Doğru, öyle ya, neyse... Sen başini bekle, ben mahalleyi dolanip
geleyim.
Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranin başladiği
noktaya
koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalincinin evini bulur. Kapiyi yaşli
bir
kadin açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefati
Bekler gibidir.
- Hakkini helal et evladim, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe
çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarina dayar... Ağlar mi? Hayir.
Ama
gözleri kisilir, hatiralara dalar belki. Neden sonra silkinip çikar
hayal dünyasindan...
- Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim efendi bir
âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar nalin yapar... Ama birinin elinde
şarap
şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satin alirdi. Sonra
getirip dökerdi helaya!..
- Niye?
- Ümmeti Muhammed içmesin diye...
- Hayret...
- Sonra, malum kadinlarin ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin
zamaninizi satin aldim mi? Aldim, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz
gerek...
O çeker gider, ben menkîbeler anlatirdim onlara... Mizrakli ilmihal.
Hücceti
islam okurdum...
- Bak sen! Millet ne saniyor halbuki...
- Milletin ne sandiği umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere
giderdi.
Öyle bir imamin arkasinda durmali ki, derdi. Tekbir alirken Kabe'yi
görmeli...
- Öyle imam kaç tane kaldi şimdi?
- İşte bu yüzden Nişanci'ya, Sofular'a uzanirdi ya... Hatta bir gün:
- Bakasin efendi, dedim. Sen böyle böyle yapiyorsun ama komşular kötü
belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada...
- Dogru, öyle ya? Kimseye zahmetim olmasin deyip, mezarini kendi kazdi
bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim
yikasin,
kim kaldirsin?
- Peki o ne dedi?
- Önce uzun uzun güldü, sonra:
- Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahin işi ne?
<----------tigerblade14 Kullanıcısının İmzası---------->
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Padişahın Işi Ne

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.FoRuM-SiTeM.ENiYiFoRuM.org :: (¯`·.(¯`·.(¯`·.İSLAMİYET VE TÜRK DÜNYASI.·´¯).·´¯).·´¯) :: İslamiyet :: Dini Hikaye -


Sitemizden Yararlanmak İçin

Lütfen Üye Olun..


Kapat
Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog